Anasayfa

Antalya Otelleri

Kemer Otelleri

Alanya Otelleri

Belek Otelleri

Fethiye Otelleri

Marmaris Otelleri

Bodrum Otelleri

Çeşme Otelleri

Kuşadası Otelleri

Gezelim-Görelim

Kayaköy

Kapadokya

İstanbul - Yakın

Ağva

Gelin Kayası

İğneada

Kilyos

Kıyıköy

Poyrazköy

Riva

Anlaşmalı Tur Şirketlerinin reklamlarını almaktayız. İletişim için : oleey@oleey.net

 

Kapadokya Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölgeye Persler’in verdiği ad. Katpatukya Güzel Atlar Ülkesi anlamına geliyor. Belki de Düşler Ülkesi demek daha uygun düşer. Bir de siz gidip gezin de gönlünüze göre bir ad verin. Kapadokya, gidip görmemiş olup da resimlerinden bilenler için peribacaları dır. Peribacaları gerçekten eşsiz görüntüleriyle çok ilgi çekici. Ama Kapadokya gezip görmüş olanlar için çok daha derin, çok daha zengin bir anlamı çağrıştırır: Yüzlerce yüzlerce yıl önce yaşamış insanların oluştuduğu uygarlık, hristiyanlığın ilk yıllarına uzanan mistik bir atmosfer, baskılara karşı inancın direnci... ve olağanüstü bir mekan. Bir de düş gücünüzün elverdiği kadar hayal kurma olanağı. Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölge Kapadokya olarak adlandırılıyor. Kapadokya ismi Persler’den geliyor. Persler Katpatukya olarak adlandırmışlar bu bölgeyi. Güzel Atlar Ülkesi anlamına geliyor. Bölgede Perslerden önce Hitit ve Frigya yerleşimleri de olduğu biliniyor. Sonra da bir ara bağımsız krallıkla yönetiliyor ve ardından Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıkları iz bırakıyorlar.

OLAĞANÜSTÜ MANZARA NASIL OLUŞTU? Burada birkaç satırda özetleyeceğimiz ve halen de süren oluşum 60 milyon yıldır sürüyor. 60 milyon yıl önce, üçüncü jeolojik devirde Toroslar yükseldi, kuzeydeki Anadolu platosunun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes ve Hasandağı ile ikisinin arasında kalan daha küçük Göllüdağ lavlar püskürttüler. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakası ile örtüldü. Bazalt çatlayıp, parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgarlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı. Peribacası dedi. Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakaları ise erozyonla vadilere dönüştü, ilginç şekilli kanyonlar oluştu. İnsan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. 9-10 bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yeraltı kentlerine kadar uzun bir dönemde bir büyük uygarlık oluşturuldu.  Kapadokya 'yı kendi başınıza gezmeniz zor. Çok şeyi kaçırırsınız. Gezip gördüğünüz yerleri iyi bir rehberiniz yoksa eksik algılamanız kaçınılmaz. Onun için bölgeye düzenlenen turlarla gitmenizi, kendiniz gitmişseniz yerel seyahat acentalarının düzenlediği günübirlik turlara katılmanızı öneririz. Burada sayfalarımızın elverdiğince gezilip görülebilecek yerler hakkında doğru bilgiler bulacaksınız. Rehber eşliğinde gezmezseniz GEZİ yi geziniz sırasında yanınızda bulundurmakta yarar var.

NEVŞEHİR Eski çağlarda Nyssa ve Soandos olarak anılan kent merkezine Türkler Muşkara diyorlardı. Buralı olan Lale Devri’nin ünlü sadrazamı Damat İbrahim Paşa nüfusu artırmak için Sarılar Türkmen oymağını yerleştirdi, nüfusu artıp büyüyen bu yeni kente Yeni Şehir anlamına Nevşehir denildi. Şehir merkezi doğa ve tarih açısından bölgenin en yoksul yeri sayılabilir. Gene de görülecek ne çok şey var. Kentin sırtını yasladığı tepede gördüğümüz kale 12. yy. Selçuklu yapısıdır. Damat İbrahim Paşa zamanında ve son olarak da 1966’da onarım görmüştür. Önde ve arkasında iki kapısı bulunan kalede 4 burç ve 42 mazgal bulunmaktadır. Şehrin ortalarındaki Damat İbrahim Paşa Külliyesi 1718-1726 yılları arasında yapıldı. Kubbesi kurşunla kaplı olduğu için Kurşunlu Cami olarak da anılır. Nevşehir taşından yapılan külliyenin ön bahçesinde sekiz sütunlu bir şadırvanı bulunmaktadır. Tek şerefeli bir minaresi vardır. İmarethane, kütüphane, kervansaray (Beylik Hanı), Müze olarak kullanılan okul külliyeyi tamamlayan yapılardır. Caminin yanında Paşa’nın 1946’da yapılmış anıtı görülmektedir. Nevşehirli İbrahim Paşa Müzesi’nde lale devrine ait fotoğraf ve minyatürler bir salona toplanmıştır. İkinci salon arkeolojik eserlere, üçüncüsü ise etnografik eşyalara ayrılmıştır. Kentle birleşmiş sayabileceğimiz Nar kasabası Kapadokya’nın olağanüstü doğası ile ilk yakın tanışmamızı sağlar. Kayalara oyulmuş evler, odalarla önlerine yapılan yeni kısımlar birleşerek tek ev oluştururlar. Merkeze 8 km. uzaklıktaki Çat kasabası turistlerin ilgisini yeni yeni çekmeye başladı. Kayalara oyulmuş, uzun dehlizlerle geniş bir alanı kaplayan eski yaşam alanları ve çevredeki oluşumlar ilgi çekicidir. Nevşehir de oteller dışında çok iyi lokantalar, barlar yok, eğlence yeri hiç yok.

UÇHİSAR Bölgeyi dolaşmaya Nevşehir, Göreme ve Ürgüp’e eşit uzaklıkta bulunan Uçhisar’dan başlamalı. Kent merkezine 10 km. uzaklıktaki Uçhisar, Ortahisar’la birlikte bölgenin doğal kalesi görünümünde, adı da bu benzetmeden geliyor. Yoksa insan yapısı bir hisar değil. Uçhisar’ın kale olarak kullanımı Hititler döneminden başlıyor. Bizanslılar ise Arap akınları karşısında kendilerini korumak için kullanmışlar. Uçhisar’ın tepesine çıkıp kilometrelerce karelik alana yayılmış muhteşem görünümü seyretmekte yarar var. Yalnız kış aylarında dikkatli olmak gerekiyor. Buzlanmadan ötürü ayağınız kayabilir. Uçhisar eskiden kaya oyma evlerle doluydu, sonradan yerleşime kapatıldı. Nevşehir-Ürgüp karayolundan Uçhisar’a üç yol ayrımı var. Eğer bunlardan Ürgüp’e en yakın olanını (üçüncüsü) tercih ederseniz, sağ tarafınıza bir vadi göreceksiniz. Güvercinlik Vadisi olarak adlandırılan vadide kayalara oyulmuş güvercin yuvaları çok ilginç bir görüntü oluşturuyor. Vadide kaya kiliseleri de var ama ziyarete açık değil.

GÖREME VE AÇIK HAVA MÜZESİ Uçhisar’dan Göreme’ye devam ediyoruz. 2,5 km’lik yolun tam ortasında durup, bağ arasından iki yüz metre yürürsek güzel bir seyir noktasına ulaşıyor ve Uzundere ile Avcılar Vadilerini kuşbakışı görüyoruz. Daha çok zamanı olanlar Göreme kasabasından vadilere girip daha yakından görebilirler. Göreme peribacalarının içinde yerleşimin sürdüğü 2000 nüfuslu bir kasaba. Elbette yerleşik nüfus bu kadar. Yörede Hristiyanlık öncesi dönemden kalan mezar odalarını kayalar üzerinde görüyoruz. Göreme Açık Hava Müzesi’ne girmeden kasabanın içinde görmemiz gereken yerler var. Orta Mahalle Kilisesi kasabanın içindedir. Avcılar Köyü’nün Uçhisar çıkışına yakın dinlenme yerinin 200 metre kuzey yönündeki Yusuf Koç Kilisesi özel arazi içinde ve güvercinlik olarak kapalı kaldığı için freskleri iyi korunmuş durumdadır, ama sütunları yıkılmıştır. Yol üzerinde Karşı Bacak Şapeli’ni, sütun ve kemerleri iyi durumda olan Durmuş Kadir kilisesini de görüyoruz. Avcılar köyünden Açık Hava Müzesi’ne giderken peribacalarının arasından bir boğazı geçip açık alana çıktığımızda yazın kuru olan sel yatağından yürüyüp çatalda sola dönüyoruz (sağa dönersek Görkün deresi ve vadisinde koni biçimindeki dikitleri toplu olarak görebiliriz) ve El Nazar Vadisi’nde El Nazar Kilisesi’ne ulaşıyoruz. Çadırı andıran bir koni içine oyulmuş El Nazar’ın bir kısmı yıkılmış olmasına rağmen tavan resimleri izlenebilmektedir. Vadide El Nazar ile Göreme arasında Saklı Kilise bulunuyor.

 

Eğlence, sohbet, otel, resimler

Web dizayn Oleey.net internet hizmetleri